Meyan Kökü ve Faydaları (Glycyrrhiza glabra)

28 Mart 2022
60
Views

Geçmişten günümüze gelinceye kadar tıbbi olarak en fazla kullanılan bitkilerden biri olan meyan kökü (Glycyrrhiza glabra), Baklegiller familyasından, 30- 60 cm boyunda, tüylü yapraklı, mavimsi mor çiçekli, çok yıllık bir bitkidir.

Meyan Kökünün anavatanı Akdeniz ülkeleri, Ukrayna, Pakistan, Rusya, Hindistan ve Türkistan olan meyan bitkisi, Türkiye’de ise Ege ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde özellikle Aydın, Muğla, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yetiştirilmektedir.

Meyan kökü halk arasında Piyan, Miyan, Biyam, Tatlı bayram, Tatlı kök, Boyam ve Mayan isimleriyle de bilinir.

Meyan Kökü Nasıl Hazırlanır?

Meyan kökünün geleneksel tüketimde yaygın olarak kullanılan kısımları kök ve rizomlarıdır. Sonbahar mevsiminde topraktan çıkarılan kök ve rizomlar temizlenip 15- 40 cm boyutlarında doğrandıktan sonra kabukları soyulmakta ve doğrudan güneşte kurutularak kullanıma hazır hale getirilmektedir.

Meyan kökünün su ile ekstrakte edilmesi sonucu oluşan esmer renkli, tatlı ve lezzetli özütü, buz ile soğutularak özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde sıklıkla tüketilmektedir. Şerbet yapımında öncelikli olarak taze meyan kökü su ile yıkanarak temizlenmekte ve güneş altında kurutulmaktadır. Kurutulan kökler dövülerek köklere lifli yapı kazandırılmakta ve lifler bir miktar karbonat ile karıştırılmaktadır. Delikli bir kazana alınan meyan kökü lifleri üzerine koku vermek amacıyla tarçın tozu ilave edilerek üzerine su eklenerek delikli kazanın dibinden ektrakte olan suyun devir daim yaptırılması ile sulu kısma istenilen renk ve tat kazandırılarak meyan şerbeti olarak satışa sunulmaktadır.

Meyan Kökü Faydaları

  • Üst solunum yolları enfeksiyonu ve bronşite karşı mukolitik etkisi vardır.
  • Bakteriostatik ve antiviral etkisinin olduğu, gastrit ve ülser tedavisinde antifilojistik ve spazmolitik etkilerinin olduğu bilinmektedir.
  • Antidepresan, siroz ve antidiabetik tedavisinde de yardımcı olarak kullanılmaktadır.
  • Geleneksel tıpta boğaz ağrısı, mide, böbrek, mesane hastalıklarının ve diş ağrılarının tedavisinde kullanıldığı görülmektedir.
  • Meyan kökü ile ilgili yapılan çalışmalarda sinir koruyucu özelliği nedeniyle Alzheimer rahatsızlığını önlenediği, kemiklerde kireçlenmeyi geciktirdiği, anjiyogenez (var olan damarlardan tomurcuklanma yolu ile yeni damarların oluşması) özelliğinin olduğu bildirilmektedir.
  • Meyan kökünün mide ve bağırsak ülseri için kullanımı Yunanlılara kadar uzanmaktadır. MS I. yüzyılda hekim Dioscorides, “Materia Medica” adlı kitabında meyan kökünden söz etmektedir. Dioscorides, meyan (Licorice) balını boğaz yaraları için kullanmıştır.
  • İbn-i Sina (980-1037) “Kanun” adlı eserinde, öksürük veya soğuk algınlığı tedavisi için vermiş olduğu formüllerin içinde meyan balının da bulunduğu görülmektedir.
  • Akasya zamkı, sütlüce otu zamkı, toz haline getirilmiş ayva tohumu ve şekerle karıştırılmış meyan balı sütle karıştırılır ve her gün hastaya az miktarda verilir.
  • Çocuklara çiğneme alışkanlığını geliştirmek için çok kuru olmayan bir parça meyan kökü verilmektedir. İlaç, ağız ve diş eti yaralarının tedavisinde de kullanılmaktadır.
  • Hint tıbbında; grip, göz hastalıkları, uterus şikayetleri, karaciğer hastalığı ve eklem iltihabında da meyan kullanılmıştır.
  • Çin tıbbında; akne ve sivilce, histeri, sinirlilik ve epilepsi gibi sinir bozukluklarının yanı sıra diğer bitkilerinin toksik veya sert etkisini azaltmak için de meyan kökünden faydalanılmıştır.
  • Geleneksel tıpta meyan kökü ve meyan balı; göğüs ve akciğer hastalıkları, bronşit artrit, bronşiyal astım, böbrek hastalıkları, mide ülseri, ağız ülserleri, öksürükler, şişlikler aşırı tükürük salgısı, sıvı retansiyonu, düşük tansiyon, alerji, nezle, karaciğer toksisitesi, hiperglisemi, Addison hastalığı, pankreas bozuklukları, şişkinlik, cinsel hastalıklar, cilt hastalıkları, ses kısıklığı ve bazı viral enfeksiyonlar için kullanılmıştır.
  • Meyan köklerinin; iltihap sökücü, anti-mutajenik, ateş düşürücü, karaciğeri koruyucu, idrar hacmini azaltıcı, spazm önleyici, tansiyon düşürücü, anti-ülser, hipolipidemi, anti-viral, anti-aterosklerotik, antimikrobiyal, balgam söktürücü ve yatıştırıcı özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir.

Uyarı!

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır. 

Makale Kategorileri:
Tıbbi ve Aromatik Bitkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.